ŞEBİNKARAHİSAR RESİMLERİ
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||
|
|

NURETTİN BAY'IN HAYATI
(1962)
Giresun
ili Şebinkarahisar ilçesi Tepeltepe köyünde orta halli bir ailenin dört
erkek ve iki kız çocuklu ailenin en büyük oğluyum ilk okulu tepeltepe
ilköğretim okulunda bitirip çok ufak yaşta İstanbul Yeşilköy de sıhhi
tesisat ve kalorifer ustası olan halamın oğlunun yanında
yazları çırak olarak haftalıkla işe başladım kışları üç dört ay köyde ailemin yanında gidip
nisan ayı itibariyle tekrar İstanbul'a gelip işime devam ederken 1979 da aynı köyden olan eşimle
nişanlandım.1980 kasım ayında evlendim 1981 de büyük oğlum ERGİN dünyaya geldi 1982 de
1962/1 tertip olarak Balıkesir Edremit’te acemi birliğini tamamlayıp İzmir Şirinyer’de
as.iz.trf bölüğünden terhis oldum 1984 sonunda İstanbul Bahçelievler’de kiracı olarak 2 odalı
bir gecekonduda ikamet etmeye başladım.1985 te tek kızım NERMİN dünyaya geldi bu aralar bende
işimde uzmanlaşmaya devam ederken çok sürmeden kendi firmam olan BAYTES TİC. adında satış
ve montaj olarak Bahçelievler de faaliyete başladım.Kısa bir sure içinde ev sahibi oldum
bu dönemde amatörce yazmış olduğum şiirleri türküye dönüştürüp KARAHİSARIN PAZARI adlı bandrolsüz’’DOSTA ÖZEL’’ kasetimi
çıkardım bir anda ilgi ve dikkatler üzerime yoğunlaşınca daha güzel şiirler yazıp kendimce
en iyi türküler yapmaya başladım 1995 te küçük oğlum İBRAHİM dünyaya geldi işlerim iyi
gidiyor artık resmi bir albüm yapmaya karar vermişken 1999’ta yaşanan 17 ağustos depremi ile hizmet
verdiğim inş. sektörünün durmasıyla ilgili satışlar ve işlerin durmasıyla albüm yapmayı
bırakıp dövizle borçlanıp ayakta durmaya çalışırken 2001 devalüasyon uyla 680 bin liradan
1.700 bine çıkan döviz kuru benim sonuma oldu iş yerimi arabamı evimi sattığımda geriye
üç beş yılda zor ödeyeceğim borç batağına saplanmış olarak gece gündüz çalışmaya devam ettim
bu dönemde oğlum ERGİN İN askere ve kızım NERMİN’ in üniversiteye gidişi benim en güzel türküm
Nasihat ederken oğul türküsü aynı anda bestelenmiş oldu. OĞUL, NERDESİN, KINALI KUZUM,DAĞLAR
DEĞİRMEN,NESLİHAN v.s derken bir hayli türküm albüm yapmaya hazırken ben ise borç batağından
kurtulmaya çabalıyordum ALLAHIMA ŞÜKÜR 2005 sonu borcumu bitirir bitirmez ilk işim albüm
yapmak olacaktı çevremdeki duyarlı
arkadaşlarımın yardımıyla YADELLER adlı albümümü piyasaya sürmüş oldum Allah ım bir kapıyı
kapayıp diğerini sonuna kadar açmış oldu sizlerin şahsıma türkülerime sesime verdiği bu destek
RADYO EKİNDEKİ programım düğün dernek festivallerde performansım beni inanılmaz motive etti
çok sürmeden uydudan yayın yapan Mavi Karadeniz tv de
KELKİT RÜZGARI adlı programın yapım ve sunuculuğunu üstlendim dört ay boyunca
Avrupa ya Asya ya sesimi duyurma fırsatı buldum daha sonra yine uyduda
olan İstanbul tv de VADİNİN SESİ programını
devam ettirdim.05-mayıs-2007 de AY GİBİ adlı albümle çok güzel bir geceyle 2 nci albümümü
sizlerin beğenisine sundum 07 mayıs 2007 de müzik marketlerde yerimizi aldık ilk klibim
olan neslihan 2. klibim klip oğul tvt de de mavi karadeniz tvde de dönerken son klibim
ay gibi TVT de ve MAVİ KARADENİZ’de görüntülenmeye devam ediyor siz değerli dost ve hemşehrilerim
bana olan ilgi ve alakası desteğini her zaman yanımda gördükçe aldığınız her albümün
sizlere türkü ve klip olarak geri döneceğinden şüpheniz olmasın ALLAH IMA ŞÜKÜR olsun bugün
oturduğum bir evim mutlu bir yuvam üç çocuğum ve sizler gibi candan samimi ve sıcacık
sevecen dostlarım var.7 den 70 e küçük hayranlarım dan sevgimi büyüklerime olan saygımı ve hürmetimi esirgemeyeceğim….
SİZLERİ SEVGİYLE SELAMLIYORUM
KAYNAK : www.nurettinbay.net

AY GİBİ
Benim Aklım Bende Deyil
Bende Gelecem
Aney
Töre
Kara Vicdanı Kara
Gülfidan
Göz Bebeğim
Ay Gibi
MuhlisEmi
Güzeller
Kim Bilir Kimin Kızı
Seveceğim Başka Yar
Beklerim Gel Gel (U.H) Şiir

YAD ELLER
Oğul
Nerdesin
Kınalı Kuzum
Yad Eller
Dağlar (U.H)
Bıyıklar Burma Burma
He Canım
Tepeltepeli Yarim
Değirmen
Neslihan
Alişar Horanı
Dut Kazanı
1951 YILINDA SİVAS AKINCILAR BAHADDİNŞEYH KÖYÜNDE DOĞMUŞTUR.
ASLEN
GİRESUNUN ALUCRA İLÇESİNİN KAVAKLIDERE KÖYÜNDEN OLAN MUSTAFA
KÜÇÜK,DAHA SONRA ŞEBİNKARAHİSAR A YERLEŞMİŞ BURADA DA BİR SÜRE İKAMET
ETTİKTEN SONRA,BABASI HÜSEYİN KÜÇÜK'ÜN GÖREVİ DOLAYISIYLA SİVAS
AKINCILAR İLÇESİNE YERLEŞMİŞ VE MUSTAFA KÜÇÜK ORADA DÜNYAYA GELMİŞTİR.
İKİ
ERKEK ÇOCUĞU VARDIR.MUTLU BİR AİLE YAŞAMIYLA TANINAN MUSTAFA KÜÇÜK
SANAT HAYATINA 11 YAŞINDA O GÜNÜN ŞARTLARINDA KAHVEHANELERDE VE BU GİBİ
TOPLULUKLARIN BULUNDUĞU YERLERDE SESİNİ DUYURMAYA ÇALIŞAN KÜÇÜK,BİRÇOK
DESTANLARA İMZASINI ATMIŞTIR.İLK PLAĞINI 1973 YILINDA YAPAN
KÜÇÜK,BUGÜNE KADAR 40 ALBÜM , 16 PLAK ,2 LP,3 SİNEMA FİLMİ YAPMIŞTIR.
SÖZÜ
VE MÜZİĞİ KENDİSİNE AİT 600 Ü GEÇKİN ESERİ BULUNAN MUSTAFA KÜÇÜK BİRÇOK
İSMİ DUYULMUŞ SANATÇIYADA ESERLERİNİN OKUNMASINA İZİN
VERMİŞTİR.BUNLARDAN BAZILARI ( ÖZCAN DENİZ-BELKIS AKKALE-KIVIRCIK
ALİ-İSMAİL TÜRÜT-CEYLAN-KAHTALI MIÇI-KAMİL SÖNMEZ-GÜLDEN
KARABÖCEK-SELDA BAĞCAN-MUSA EROĞLU-İBRAHİM CAN-SÜREYYA DAVULCUOĞLU-NEŞE
DİLEKÇİOĞLU-BEDİA AKARTÜRK ) DÜR.
MUSTAFA KÜÇÜK ALBÜMLERİ/PLAKLARI
|
DÜNDEN BUGÜNEDivan Müzik
|
|
YANDIM OĞULDivan Müzik
|
|
OYUN HAVALARIDivan Müzik
|
|
İŞTE YÖRE İŞTE KÜLTÜRDivan Müzik
|
|
YAVRUMDivan Müzik
|
|
HABERİM YOKİBER MÜZİK
|
|
NOSTALJİİBER MÜZİK
|
|
SEN HANCI BEN YOLCUİBER MÜZİK
|
|
NAZARAMI GELDİNÖZBULUT MÜZİK
|
|
AĞLA FIRATÖZFON MÜZİK
|
|
YARALI KEKLİKÖZDEMİR PLAK & KASETÇİLİK
|
|
VURDULAR CEYLANIÖZER KARDEŞLER
|
|
ERZİNCAN DEPREMİDivan Müzik
|
|
ACI SUŞAH PLAK
|
|
GÖÇ VARÖZER KARDEŞLER
|
|
ALİDAYIŞAH PLAK
|
|
ÇOBAN KAYASIHARİKA KASETÇİLİK
|
|
İNKAR ETMEŞAH PLAK
|
|
ASKERİN DÖNÜŞÜHARİKA KASETÇİLİK
|
|
HELKELER KOLUNDAŞAH PLAK
|
|
NEREDESİNŞ
|
|
AHU GÖZLÜMŞAH PLAK |
RUŞAN AYDENİZ
Oğuz Türkmen boylarından Kınık;Çavdur,Çepni,Kargun ve Solur adlarının anılıp yaşadığı Şeninkarahisar, Türk Kültür ve değerlerinin yaşadığı önemli yerlerden birisidir. Nitekim sosyologların "Kültür mekânlarda yaşar." tespitinden hareketle Şebinkarahisar'a yaklaşıldığında kültür mekânları bize önemli ipuçları vermektedir.Avutmuşta bulunan Behramşah Camii Selçuklu Döneminin varlığını haber verirken,Kalenin girişindeki Taşhanlar, hemen karşısında duran Fatih Camii Osmanlıların bu topraklarda söz sahibi olduğunu ifade eder.
TARİHİ ESERLER
Gerek turizm,gerekse kültürel varoluşların
ifadesi olan bu önemli eserler ailesine daha pek çoklarını katmak
mümkündür. Nitekim Şebinkarahisar Kalesi Tamzara Camii, Kadıoğlu Camii,
Taş Mescid, Kurşunlu Camii,Topal Mehmet Paşa Hamamı, Avutmuş Hamamı
Tamzara Hamamı, Kurşunlu Çeşmesi, Zeynube Hatun Çeşmesi, Eyvan Çeşme,
Müftü Efendi Çeşmesi, Hüseyin Efendi Çeşmesi, Hacı Yakup Çeşmesi, Alay
Çeşmesi, Süleymanağa Çeşmesi, Pertevniyal Çeşmesi ve Atatürk Müzesi
sayılabileceklerin en önemlilerindendir.
Şebinkarahisar'daki milli kültür varlıklarının zenginliği, kültürel
yaşantının ipuçlarını verir. Bu mekanlarda Selçuklu'dan Osmanlı'ya ve
oradan Cumhuriyet Türkiye'sine bir yol izlemek yaşanılan kültürel akış
yönünü bize haber vermektedir.
Diğer taraftan geçmişte
Türklerin dışında öteki Hıristiyan toplumları da bağrında yaşatan
Şebinkarahisar, bu dönemin özelliklerinden de izler taşır. Turizm
açısından görülmeye değer olan Licese Kilisesi,Taşhan Kilisesi, Asarcık
Kilisesi ve Meryemana Manastırıgezilip görülecek yerlerdendir.
İNANÇLAR
İnançları da dini özellik taşıyanlar, folklor özelliği olanlar olarak ikiye ayırmak mümkündür.
a)Sağlık İşleri ve Ölüm Vukuundaki Adet ve İnançlar:
-Vücutlarında ağrı ve sızı olanlar yeni vurulmuş ayı pöstekisi veya cesedi üzerin de otururlar.
-Yıllanmış
sıtmalılara yılanın değiştirdiği derisinin, köpek pisliğine veya
kahvenin tütsüsünden verilir. Yedi Mehmet adlı evden ekmek toplar
hastaya yedirilir. Böylece sıtmalının iyileşeceğine inanılır.
-Evelik
otunun kökleri sökülüp yoğurtla karıştırılarak bir gece oyalandıktan
sonra vücuda sürüldüğünde uyuzun geçeceğine inanılır.
b)Rizyonomik İnanışlar:
-Sivri başlı insanlar devlete erişirler. -Seyrek saçlı kızların kısmeti kıt olur. -Küçük gözlü insanlar tamahkar olurlar.
-Mavi gözlü insanların hain olduklarına inanılır. -Göz kalması eve misafir geleceğine delalettir.
-Düz taban insanların uğursuz olduğuna inanılır.
c)Hukuki İşler ve Adetler:
-Hırsızlık oldukça az rastlanılan hadiselerdir.
-Kız
kaçırma hadiseleri de oldukça az rastlanılan hadiselerdir. Kaçırılarak
getirilen kızların geldikleri evlerde bu hareketleri her zaman başa
kakıldığından kızlar zorunluluk olmadıkça kaçmazlar.
-Kan gütme davaları sahil şeridine kıyaslanmayacak kadar az ve oldukça nadirdir.
-İmam nikahı ile evlilikler oldukça fazladır.
d)Meteorolojik İnanışlar:
-7
Mart üçüncü cemrenin düştüğü akşam poyrazla- lodosun dövüştükleri ve
bir birlerini yenmeye çalıştıkları gün olarak kabul edilir.
-20 Mayıs akşamı dışarıda hayvan bırakılmaz, yıldızların çarpışacağına inanılır.
-Çarşambadan açan hava perşembeye, cumadan açan hava ise öbür cumaya kadar süreceğine inanılır.
-22 Mart, 18 Nisan, 20 Mayıs, 25 Haziran günlerinde sayılı fırtınaların sahne olacağı kabul edilir.
e)Sanat, Ziraat ve Ticarete ait düşünce ve inanışlar:
-Akşam Ezanından sonra evden hamur mayası ve çiğ süt dışarı verilmez. Bereketin kaçacağına inanılır.
-Yılbaşında bütün halk hamur ve yoğurt mayalarını tazeler. Bununla yeni yılın bereketi artacağına inanılır.
-Fırın
yakan her evin işini bitirdiği zaman yakın komşularına hısımlarına
“sıcak” adı verilen ekmek payı dağıtmak mecburiyetindedir
ADETLER
a)Düğün Adetleri:
Oğlan 18-20 yaşlarına geldiğinde ana-baba kız aramaya koyulurlar.
Münasip bir Kız bulunduğunda oğlan evinden 3-5 kadından murakkep bir
düğür heyeti kurulur ve kız evine gönderilir. Giden düğür heyeti belli
etmeden kız evini ve kızı inceden inceye gözden geçirirler ve kız evine
bir şey demeden evden ayrılırlar .Kız tarafı da bu arada oğlanı ve
oğlan tarafını inceden inceye araştırırlar. Her iki taraf bir
birlerinden memnun olursa oğlan tarafı ikinci düğür heyetini gönderir.
Düğür tarafı niyetlerini açıklar, kız anası -babası bilir demek
suretiyle erkek düğür istediklerini belirtirler. Üçüncü defa erkek
düğür heyeti gider ve bu gidişe “Söz alma veya söz kesme” denir.
Düğür ve söz kesme işi bittikten başlık meselesi
halledildikten sonra nişan ve düğün günlerinin tespitine geçilir. Nişan
gününden bir gün önce okuyucu vasıtasıyla mahalle ve köy halkı nişan
merasimine davet edilir.
Kız evine gelen davetliler ikramla
karşılanır. Nişan gösterme ve yazdırma işi bittikten sonra kız ve oğlan
sahipleri ve üç mutemet kimse tarafından kızın ayrıca ifadesi alınır ve
bir odaya çekilerek mahallesinin veya köyün insanına Dini nikah
kestirilir. Dini nikahtan sonra şeker veya baldan yapılan şerbetten
ikram edilir.
Resmi nikah merasimi yapıldıktan sonra düğün
hazırlıklarına başlanır. Düğünler genellikle pazartesi öğleden sonra
başlar Cuma günü akşamına kadar sürer. Misafirler nişanda olduğu gibi
okuyucu vasıtasıyla davet edilirler. Misafirler genellikle düğün
müddetince oğlan evinden yer içerler. Bunun için düğüne gelenler bil
hassa köylerde bulgur, yağ vs. yiyecekler getirirler. Düğünün ikinci
günü alayla kız evine kınacı gidilir. Üçüncü günü geline hamam yapılır.
Dördüncü günü damat tıraşı ve damadın hamama götürülmesi yapılır. Gelin
oğlan evine götürülür. Güveyi Yatsı Namazının cami de veya köy odasında
cemaatle kılındıktan sonra sağdıcı ve arkadaşları tarafından evine
götürülür. Cuma günü temizlik ve yemeği müteakip damat sağdıç evine
gider. Akşama kadar eve uğramaz. Bu gün gelin görmeye gidilir.
b) İmece Adeti:
Bel imecesi ve ekin imecesi olarak ikiye ayrılır. Bel imecesinde imeceye gidecek olanlar belleriyle birlikte giderler.
ATASÖZLERİ, BİLMECELER,BEDDUALAR
Bölgede, bölgesel bir çok ata sözü vardır. Bunlardan bir kaçı ;
-Acı kabadayısı müflisin kibarı.
-Bir ağızdan çıkan 32 dişe yayılır.
-Delikli boncuk yerde kalmaz.
-El atına binen köy ortasında iner.
-Minnetsize minder verilmez.
-Oğlan büyür koç olur, Kız büyür hiç olur.
Bölgesel bir çok bilmeceler de vardır. Bunlardan bazıları ;
-El öper göz seçer, dil biçer- (yazı).
-Kırık kaşık, yerine yapışık- (Kulak.)
-Mavi atlas, İne batmaz,Makas kesmez, Terzi biçmez.-(Gök).
-Minare gibi kara, bin bir çiçek bir lale-(ay ve yıldızlar).
Halk arasında söylenen bir çok bet dualar(Gargışlar) dan bazıları ise;
-Delikli tahtaya gelesin,gözlerin göğe dikile, hekim hakim parası edesin, kara yele gelesin, ocağına kül elene vs.
Halk arasında söylenen hayır duaları ise;
-Ekmekli olasın. Adın Anıla. Onurun Arta. Varlığa Ulaşasın. Yüzün Ağara. Yüzün akola. Vs.
MAHALLİ KIYAFETLER
Düğün, dernek ve gezilerde bu yöre halkı muhakkak olarak temiz urbalarını giyerler. Giyinişler tabii ve sadedir. Köylü erkekler kesilen davarlarından elde ettikleri yün, tiftik ve kıldan yaptıkları”Şal “ adı verilen kumaşı giyerler. Mahalli kumaşlardan zigve, çaşkur ve mintan şeklinde giysiler yapılır. Şehir erkeklerinin tamamı pantolon ve ceket, köy erkeklerinin bir kısmı çaşkur, aba, zigve ve mintan giyerler. Köylü kadınlarının büyük kısmı düzelden yapılmış peşli adı verilen ve etek entari geri kalanı da basma ve kasaldan yapılmış fistan giyerler.
TÜRKÜLER VE OYUN HAVALARI
Türküler genel olarak düğün türküleri, oturak türküleri olarak ikiye ayrılır. Düğünlerde söylenen başlıca türküler dik ayak, Karahisar Türküsü, Düz ayak, Efeler Türküsü, Düz ayak Dudu dilli, Altın Yüzük,Zülüflerin Tutam Tutam,Düz ayak kırmızılım, Kemençe Türküsü, Kelkit Türküsü,Tamzara Türküsü, Giresun Kayıkları başlıca türkü ve oyun havalarıdır.
YEMEK
Öte yandan, yemek ve müzik kültürünün kendine has
özellikleri vardır.Yemeklerden celecoş çorbası, ğöllü gavut, toyga
çorbası, keşkek, hoşveren kavurması, kendine has özellikleri olanlardan
bazılarıdır.

ERMENİ BASKINLARI
Anadolu'da
Şebinkarahisar isyanlarının yanı sıra pek çok ayaklanma meydana geldi.
Bunlardan biri 5 Haziran 1915 tarihli Şebinkarahisar olayıdır. Sivaslı
Murat (Hamparsum Boyacıyan) adında bir Ermeni çete reisi, 500 kadar
adamıyla Şebinkarahisar'ı basmıştır. Türk ordusu Doğu Cephesi'nin ana
ikmal yolu buradan geçtiği için bölgenin stratejik önemi vardır.
Ermeniler bu bölgeyi ele geçirdikleri takdirde TSK'nin ikmal ve geri
hizmetleri aksayacak, Rus ordusunun ileri harekatı kolaylayacaktır.
Çeteciler Şebinkarahisar'ın Müslüman mahallesini yaktılar.
Rastladıkları Türkleri, işkenceler yaparak öldürmeye başladılar.
Çevreden toplanmış olan asker ve jandarma müfrezelerine de saldırdılar.
Bu durum karşısında başka bölgelerden kuvvet tasarruf edilerek Şebinkarahisar'a getirilmiş ve Ermeni isyancılar kuşatılmıştır.
Sivas'taki 10. Kolordu Komutanlığından Başkomutanlığa gönderilen 15
Haziran 1915 tarihli mesajda, olayla ilgili olarak şu ifadeler
kullanılmıştır:
"Şuradan buradan toplanan 500 kadar Ermeni eşkıyasını Şebinkarahisar'da
eski kaleye sığınarak isyan ettikleri öğrenilmiştir. Güvenlik
kuvvetleriyle çeteciler arasında çarpışmalar olduğu Sivas Valiliğinden
bildirilmiştir."
Sivas Valiliğinin 3. Kolordu Komutanlığına gönderdiği 18-19 Haziran 1915 tarihli mesajda ise şöyle denilmektedir.
"Şebinkarahisar isyanının bastırıldığı, Ermeniler 800 kadar kadın,
erkek ve çoğunun kaleye sığındığı, isyancılardan 200 kadarının silahlı
olduğu bildirilmiştir."
CUMHURİYET DÖNEMİNDE ŞEBİNKARAHİSAR
Şebinkarahisar Vilayet haline getirildiği 1923 yılına kadar Sivas'a bağlı kalmıştır. Şebinkarahisar, tarihi içinde pek çok yangın atlatmıştır. 1.Dünya Savaşı yılları sırasında yerli Rum ve Ermenilerin ihanetleri ile isyanlar çıkmış, 1915 Ermeni İsyanı ile şehir yıkılıp yakılmıştır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra 1923 yılında livaların il yapılmasına karar verilmiş, bu karar neticesinde o günlerde liva olan Şebinkarahisar'da il yapılmış ancak 1933 yılında İlçe durumuna getirilerek Giresun iline bağlanmıştır. XIV. Yüzyılda Osmanlı imparatorluğu topraklarına katılan Şebinkarahisar zaman zaman isyana tevessül eden asilerin ellerine geçmiş ancak devlet güçleri her defasında şehri asilerin elinden kurtarmıştır. 1415 yılında meydana gelen büyük bir deprem çok sayıda can ve mal kaybına sebep olmuştur. Şebinkarahisar'da çeşitli dinlere mensup vatandaşlar yüzyıllarca beraber, kardeşçe yaşamışlardır. Ancak, bilhassa dış güçlerin etkisi ile etnik guruplar zaman zaman baş kaldırmışlar ve müessif hadiseler meydana gelmiştir. 1915 yılında ayaklanan Ermeniler kaleyi ele geçirmişler ve 20 gün boyunca devam eden çatışmalardan sonra ayaklanma bastırılmıştır. Ayaklanma süresince 403 Türk ölmüş, 176'sı da yaralanmıştır. Kurtuluş Savaşında Şebinkarahisar'lıların üstün gayret ve fedakarlıkları her türlü takdirin üstündedir. 1919 yılında Erzurum'da toplanan kongreye Şebinkarahisar'ı temsilen Dr. Cemil ŞENCAN delege olarak katılmıştır. 1920 yılında ilçede Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Şurası kurulmuştur. Cemiyet bu dönemde dış tahriklerle oldukça şımarık Ermeni ve Rum çetelerinin mezalimlerinin büyümesine engel olmuştur. Tarihinde bir çok afet yaşamıştır ; 28 Aralık 1939 günü saat gece 01.30’da Erzincan depremi diye anılan deprem meydana gelmiştir. Deprem Şebinkarahisar’da geniş şekilde hissedilmiş evlerde büyük tahribata sebep olmuştur. 50 santimetrede kar kalınlığının olduğu ve kışın en şiddetli günlerinin yaşandığı gece lerde depremin meydana gelişi can ve mal kaybının büyük olmasına sebep olmuştur, telgraf ve telefon irtibatının kesilmesi, kışın şiddeti ile yolların geçit vermemesi, giyecek - yiyecek yardımının 25 gün sonra ilçeye ulaşmasına sebep olmuş, yaralılara ilaç bulunamamış büyük yiyecek sıkıntısı çekilmiştir. Deprem 1451 kişinin hayatına mal olmuştur. 7-8 Ağustos 1961 tarihinde meydana gelen yangın tüm çabalara rağmen söndürülememiş ve gittikçe büyüyerek 288 dükkan ve 5 evin tamamen yanmasına sebebiyet vermiştir.
OSMANLI DÖNEMİNDE ŞEBİNKARAHİSAR
Şebinkarahisar Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldığı 1478 yılından 1515 yılına kadar Amasya vilayetine bağlı kalmıştır. 1515 yılında Trabzon ,Canik ve Şebinkarahisar Livaları birleştirilerek Erzincan'a bağlanmıştır. 1538 yılına kadar Erzincan vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, daha sonra Erzincan'dan alınarak tekrar Amasya vilayetine bağlanmıştır. 1553 tarihine kadar Amasya vilayetine bağlı kalan Şebinkarahisar, 1553 tarihinde Amasya vilayetinden alınarak Erzurum'a bağlanmıştır. 1805 yılına kadar iki buçuk asır Erzurum'a bağlı kalan ilçe , 1865 tarihinde Erzurum'dan alınarak Trabzon'a bağlanmıştır. Aynı tarihte Giresun, Ordu ve Gölköy'de Şebinkarahisar Sancağına bağlanmıştır. Yeniden yapılan düzenlemede 1865 yılında Şebinkarahisar Trabzon'dan alınarak Amasya ve Tokat Sancağı ile birlikte Sivas'a bağlanmıştır.
ŞEBİNKARAHİSAR GEÇMİŞİ
Şehrin tespit olunan ilk sakinleri Etilerdir. Etiler M.Ö. 1341 tarihinde Kaşgarlar'la yaptıkları savaşlarda sınırlarım Erzurum'a kadar genişletmişler ve bu zaman içerisinde Şebinkarahisar'ı da alarak sınırlarına katmışlardır. Şehir Etiler'den sonra Amazonlar daha sonrada Kimriler'in eline geçmiş, M.Ö. 585 yıllarında Medler'in himayesine girmiştir. M.Ö. 65 yıllarında Romalılar'ın egemenliğine giren Şebinkarahisar M.S. 391'de Orta Asya'dan Peçenek ve Koman Türkleri tarafından istila edilmiş ve 60 yıl kadar bu Türklerin himayesinde kalmıştır. Zamanla bu Türkler Hıristiyan Misyonerleri tarafından Hıristiyanlaştırılmışlardır. Kayadibi Meryem Ana Manastırı diye adlandırılan kilise Hıristiyanlaştırılan bu Türkler tarafından inşa edilmiştir. Bu tarihten itibaren şehir Romalılar ve Türkler arasında devamlı el değiştirmiştir. Şehrin ilk kuruluş yeri olan İsola (Güneygören) köyüdür. Romalılara kadar bölgenin en önemli yerleşim yeri olan İsola şehri Romalılardan itibaren önemini gittikçe kaybetmeye başlamıştır. Şebinkarahisar Türklerin eline geçtiği 1075 tarihinden 1473 yılına kadar 410 yıllık müddet zarfında beylik şeklinde idare edilmiştir.
Şebinkarahisar; Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü içerisinde yer almaktadır. Giresun İli İdare sınırlarındaki ilçenin merkezi 40 derece 17 kuzey enlemi ile 35 derece 26' doğu boylamında Giresun Dağları'nın güney eteklerinde, Avutmuş Çayı vadisinin kuzey yamaçlarında kurulmuştur. Şehrin kurulduğu sit, 2008 m. rakımlı Meryem Dağı ile 1568 m. rakımlı Kale Tepe arasındaki boyun noktasında ve Kale Tepe eteklerinde yer almaktadır. Giresun'a 108 km. uzaklıkta yer alan İlçe Merkezinin rakımı 1405 metredir. İlçe 1394 km2 yüzölçüme sahiptir. Bu sahanın 31 km2'si Kılıçkaya Baraj gölü tarafından kapatılmaktadır. İlçe arazisi Fiziki açıdan kuzeyde Giresun Dağları üzerinden geçen su bölümü çizgisi, güneydoğuda Sançiçek (Berdiga) Dağları'nın kuzeybatı yamaçlarından geçen hat, güneyde Kelkit Çayı vadisi güney yamaçları ve güneybatıda Eğme Dağı tarafından sınırlandırılır. İlçenin doğusunda Avutmuş Çayı yamaçları boyunca kuzey ve güneydoğudaki dağlık kütleler adeta birleşirler ve sınır adı geçen kütlelerden Avutmuş Çayı vadisine uzanan sırtlardan geçer. Şebinkarahisar aynı ile bağlı ilçelerden; kuzeyde Dereli, kuzeydoğuda Yağlıdere ve Alucra, doğuda yine Alucra, güneydoğuda Çamoluk ve Sivas'ın ilçelerinden Güneydoğuda Akıncılar, güneyde Suşehri, batıda Koyulhisar ile kuzeybatıda Ordu'nun Mesudiye İlçesi ile komşudur.
Şebinkarahisar'da, yarı kurak İç Anadolu İklimi ile nemli Karadeniz İklimi arasında sıcaklık ve karasallık karakterleri açısından İç Bölgeye, buharlaşma, nem ve yağış şartları açısından Karadeniz İklimine yakınlaşan bir geçiş iklimi yaşanmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 9,9 santigrat derece ve ortalama yağış miktarı 572.2 milimetredir. Hakim rüzgar yönü Kuzeydoğudur, ikinci sırada fazla frekansa sahip yön ise Güneybatıdır.
Şebinkarahisar İlçe sınırları içerisindeki arazide en yaygın olan toprak türleri kahverengi topraklar, kahverengi orman toprakları, kireçsiz kahverengi orman toprakları ve yüksek dağ çayırı topraklarıdır. Bunlar dışında çıplak kayalık ve molozlar, dar alanlı olarak gri-kahverengi podzolik topraklar, alüvyal ve kolüvyal topraklar görülmektedir.
Şebinkarahisar'ın bitki örtüsü de Giresun Dağları'nın kuzey yamaçlarından farklıdır. Şebinkarahisar'a dönük güney yamaçlarda kurakçıl türlerin çoğaldığı daha dar alanlı ve çoğunlukla bozulmuş yarı nemli ve kuru ormanlar, bunlar arasında ki sahalarda çalılıklar ve otsu türlerden oluşan doğal bir bitki örtüşü bulunmaktadır. Dağları güney eteklerindeki dalgalı düzlüklerde ise yer yer ağaç kümeleri ve tek ağaçlar ile sınırlanan antropojen stepler yer almaktadır.
Şebinkarahisar'da Tutak Dağı eteklerinde bol miktarda çinko, krom çıkarılmaktadır. Asarcık civarında ise Uranyum, Toryum madenleri bulunmaktadır. Şebinkarahisar'da Kurşun-Çinko Fabrikası bulunmaktadır. Ber-Oner Flotasyon tesislerinde ayrıştırılan madenler Giresun Limanından Yurt dışına pazarlanmaktadır.